Posts in Category: marketing

Halatsız Bungee Jumping Atlayışı ile IKEA reklamı yapmak!

IKEA mükemmel bir reklama daha imza atmış (isveçlileri seviyorum ya) ve kablosuz şarj koleksiyonu reklamı için bilim insanları, profesyonel atlayıcılardan oluşan bir ekip ile çalışmış, enine boyuna hesap kitap yapmışlar ve dünyanın ilk halatsız bungee jumping atlayışını gerçekleştirmişler

Özel kıyafeti ile hiç bir bağlantı olmadan yerden metrelerce yükseklikten atlayacak olan Damien Guette hazırlanırken bilim insanları da kıyafetin içindeki mıknatıslardan ve atlayışın güvenli olduğundan bahsediyor. Tarihin ilk halatsız bungee jumping atlayışı olarak sunulan reklam videosunun sonunda yer alan sloganda; kablosuz atlayış bir gün, kablosuz şarj bugün ifadesi yer alıyor.

Atladıktan sonra mıknatısların gücü ile tekrar göğe yükselen adam daha sonra yere tekrar nasıl indi bilmiyorum ama ben de yapmak istiyor muyum, kesinlikle :)

“Dishes”

Nihayet o 150 senelik gelenek bozulmuş, ve “makinem kireç tuttu” diye ağlayan teyzeler son bulmuş.. Teşekkürler Finish.

Wieden+Kennedy (W+K) Londraajansı, yeni müşterisi Reckitt Benckiser ile birlikte deterjan kategorisini yeniden tanımlama çabasına girmiş gibi duruyor, üstelik ilk projeleri de baya iyi!

Ajansın Finish için yayınladığı kampanya ile ev deterjanları kategorisini, bulaşıkların herkesin hayatlarındaki rolünü merkeze yerleştirerek yeniden konumlandırmayı amaçladığı belli. Hepimizin yakından şahit olduğu gibi promosyonlar ve fonksiyonlara odaklanan mesajlar tarafından ele geçirilmiş olan bu kategoride orjinalliklerinden, ince düşüncelerinden ve başarılı çekimlerinden ötürü kendilerine koca bi alkış :)

Gerçek hayatlardan ilham alan hikayeler üzerine kurulan reklam filmlerinden 2sini aşağıda izleyebilirsiniz. Favorim; 1. olan :) “dishes”

Carousel Ads!

Bilenler bilir, oldum olası instagramcıyımdır :) “instagramcı”, ne demekse.. Kişisel hayatımda instagramcı olmakla birlikte dijitale gönül veren pek çok meslektaşım gibi iş reklam modeli konusuna gelince maalesef, “ı-ıh” diyordum. Ta ki instagram geçen hafta markalar ve reklamverenler için geliştirdiği yeni reklam modeli Carousel Ads’i duyurana kadar. Yeni özellik, daha akıcı hikayeler için geliştirilmiş ve bu sayede artık markalar paylaşım yaparken birden fazla görsele yer verebiliyor olacaklar. Kullanıcılara düşen görev ise ekranı sola sürüklemek. Böylece marka ya da ürün hakkında daha çok bilgiye sahip olacaklar ve markanın paylaştığı ilgili diğer görsellere de bakabilecekler.

Ayrıca, reklamverenler görsellerin yanısıra, “Learn More” butonuyla kendi websitelerinin linkini de kullanıcılara gönderebilecekler. Instagram, konuyla ilgili olarak reklamların önümüzdeki haftalarda gösterileceğini duyurdu.

Kaynak: http://mashable.com/2015/03/04/instagram-carousel-ads/

Letsee

İşte mükemmel bir Augmented Reality uygulaması :) Siz de marketteki milyonlarca bira markası ve çeşidi içinde kayboluyorsasanız (özellikle yurtdışındayken oranın hangi birası meşhur, hangisini içeyim, bu da neli oluyo yani şimdi?? Gibi kazık sorular aklınızdan geçiyorsa :)) bu uygulama tam size göre

Şöyle çalışıyor: Markete gidiyorsunuz, önceden indirdiğiniz letsee app’ini açıyosunuz ve içeriğini merak ettiğiniz biralara tutuyorsunuz. Bu kadar! Uygulama da size o biranın tüm içeriğini, hatta sosyal medyadaki hashtaglerini bile söylüyor. Kore startup’ı olan uygulama sadece şişenin şeklini ve etiketini tarayarak çalışıyor. Bonus olarak da daha önce o biradan içen kitlenin yorumlarını da okuyabilirsiniz :)

Letsee artırılmış gerçeklik uygulaması

Letsee artırılmış gerçeklik uygulaması

letsee app

Shutterstock 2015’in yaratıcı trendlerini açıkladı!

Shutterstock’un video, müzik ve 47 milyon görselden oluşturduğu yıllık infografiği 2015‘in yükselen trendlerini ortaya koyuyor. 

Tasarım, fotoğraf, video ve daha birçok içerikte yükselişte olan 3 ana trend; bulanık arka plan, çizgisel ve özgün perspektifler. Bu trendler; en çok, “Blur”, “line icon” ve “top view” keyword’leriyle aratılıyor. Brezilya’dan Kuzey Kore’ye, 12 ülkedeki görsel trendler ise harita üzerinde gösteriliyor. Buna gore; Amerika’da halen teknolojide “selfie”, “emoji” ve “internet of things” trendleri devam ediyor.

Shutterstock trends 2015

Shutterstock trends 2015

Bu yıl dünyayı saran 5 tasarım trend’i ise “double exposure”, “hipster”, “low poly”, “long shadow” ve “zentangle” olarak gösteriliyor. Yükselen video trendlerini; “timelapse”, “fashion”, “aerial”, “slow motion” ve “animation” stilleri oluştururken, alışılmadık müzikler, iyimser, neşeli, dingin ve dinamik modlar da en top müzik trendlerinde.

Ve son olarak sosyal trendlere bakıldığında, Twitter verilerine göre; fotoğraf ve video içeren postların daha çok retweet edildiği ortaya çıkıyor.

Kaynak: http://www.shutterstock.com/trends

IKEA kataloğu, her zamanki gibi “en sevdiğim” :)

Apple, pek çok araştırmadaki “top” konumundan olsa gerek, yüzyıllar boyuca pek çok parodiye maruz kaldı. İçlerinde sanırım en güzeli IKEA zekasıyla birleşen bu reklam filmi olmuş :)

PS: IKEA kataloğunu 4 gözle bekleyip habire komşuya gelmiş bize niye gelmemiş yaaa kafasında bi insan olduğum için biraz yanlı bakmış olabilirim :)

Selfie’yi unutun, it’s DRONIE time

Selfie, so 2014.

Siz de benim gibi sağ kol havada, kolun bir kısmı kadrajda, bir kısmı yok, statik ve bu kadar popülerleşince iyice bi anlamsızlaşan selfielerden artık sıkılmadınız mı? Açıkcası bana tam baygınlık gelmişken dronie hayatıma yeniden anlam kattı! (mübalağa rulez)

Artık yeni trend, telefonundan çektiğin foto değil, drone’undan çektiğin foto dostum. İş veya eğitim gibi amaçlarla kullanılan drone’lar bu sefer narsizm sevgimize kurban gitmişe benziyor..Teknoloji ucuzlayıp ulaşılabilir olmaya devam ettikçe drone’ları hayatımızda çok daha fazla görebileceğiz gibi.. Daha önce dronelarla çekilmiş en güzel şehir fotoğraflarını paylaşmıştım. Vimeo da sırf drone görüntülerine özel bir kanal oluşturmuş durumda.
Twitter da Cannes lions festivalinden görüntüler gösteren vine videolarından oluşan Drone hesabıyla aksiyona geçmiş. Cannes’dan da bu beklenirdi zaten :)
Drone’lara olan aşkımı bu kadar anlattıktan sonra, bonus videoyla yazıyı tamamlıyorum. Giyilebilir DRONE!!!

Bu arada, kaç para ya bu dronelar derseniz, işte 2 3 fiyat alternatifi: yenileri 499$+’dan başlıyor, 2. eller ise 200$ civarında..

Bu da hangi dronela olaya başlayacağını bilemeyenler için gayet sevimli bir site

Bol dronie’ler günler ve bol gülücüklü fotolar dilerim :)

Toyota, beni gerçekten kıs kıs güldüren reklamın için teşekkürler :)

Sunrooflu araç tanıtımı yapmak sanki zaten aslında baya bir eğlencelik malzeme barındırıyor arkasında değil mi? Yine de bu kadar başarılı olmasını beklemiyordum. Tebrikler Toyota! (ve tabi ki yaratıcı ajansa daha da bi çok tebrikler :))

Gelelim hikayeye.. Toyota, sunrooflu yeni model çıkarır: Aygo. İsim zaten muhteşem :) Modelinin tanıtımı için de Madrid, Milano ve Brüksel’den 3 ünlü hava durumu sunucusuyla anlaşır. Onlarla bir iddiaya girer ve 1 ay boyunca onların hava tahminleriyle senkronize edilmiş Toyota Aygo’yu kullanmalarını ister. “Challenge accepted” diyen havacılarımıza birer adet yazlık ve kışlık kıyafet verilir, sonra da kendi hava tahminlerine göre giyinmeleri istenir. Sunucular, Aygo’ya bindiklerinde sunroof da kendi tahminlerine göre açılıp kapanır. Bu nedenle de, karlı havada şortla, güneşli havada da montla aracı kullanmak zorunda kalan sunucuların bu halleri intikam duygusu ile birleşince kıs kıs güldürüyor :) Ne de olsa hemen hemen hepimiz okula ya da işe giderken güneşli diye tahmin edilen havalarda az yağmurlara dolulara tutulmadık :)

Atensiyon! Kampanya yönetici alırken biraz IQ’a bakmakta yarar olabilir :)

Puding KRALI!

Bu hikayeyi okurken her satırında hayır ya öh pöf bu kadar olamaz derken iç sesim de kampanya yöneticisi başlığıma başka ne gönermeler yaptı bi bilseniz..

Hikayeyi yorumsuz direk alıntı şeklinde paylaşıp yorumları size bırakıyorum, ben zaten başlıkta tepkimi koydum :) keyifli okumalar :)
PS: adam çok net bi şekilde “idol”üm :)

Kampanya manyağı ve kuşkusuz kıvrak zekalı puding kralımız

Kampanya manyağı ve kuşkusuz kıvrak zekalı puding kralımız

1999 Mayıs’ında inşaat mühendisi David Phillips, nam-ı diğer puding adam, bir dükkanda alışveriş yapmaktadır. Healthy Choice adlı donmuş gıda firmasının promosyonunun üründen daha değerli olduğunu fark eder ve her biri 50 mil uçuş hediye eden pudinglerden tam 12.150 adet satın alır. Yaptığı 3140 dolarlık harcamanın dikkat çekmemesi amacıyla 2000 yılında felaket olacağını düşündüğü için erzak depoladığını söyler.

Eğer pudinglerden çıkan kuponlar mayıs ayı içinde postalanırsa 50 yerine 100 mil hediye edilecektir. Tek başına tüm kuponları ayıklayamayacağını fark eden Phillips, bir yardım örgütü olan Salvation Army’den yardım alır ve karşılığında pudingleri bu örgüte bağışlar.

Healthy Choice sözünde durur ve Phillips’i 1 milyon 253 bin mil ile ödüllendirir. Phillips 1 milyon mil kadarını American Airlines’ın özel bir programı olan A-Advantage hesabına aktarır ve ömür boyu gold üyelik kazanır.

Phillips, 3140 dolar karşılığında kazandığı millerle 31 kere Avrupa’ya, 42 kere Hawaii’ye, 21 kere Avustralya’ya veya 50+ kere Amerika içine uçabilecektir. 2000 yılından bu yana millerini kullanan Phillips, yaptığı harcamanın 5 katı hızda mil kazanmaktadır.

A-Advantage gold üyeliğiyle özel rezervasyon ve check-in imkanları, bonus miller gibi haklara sahip olan Phillips yardım örgütüne bağışladığı pudingler karşılığında 815 dolar vergi indirimini de hak etmiştir…

Software is eating the World – Marc Andreessen

http://online.wsj.com/news/articles/SB10001424053111903480904576512250915629460

software

Harika bir makale, okuyamayacaklar için ise kendi yorumlarımla süslediğim geniş özeti buyursunlar :) Özetle, yazılımın dünyadaki belli başlı tüm endüstrileri önümüzdeki 5 – 10 yıl içinde yıkıcı şekilde değiştirmesi potansiyeli hangi makro gelişmelerle mümkün hale geldi sorusuna şahane yanıtlar vermiş Marc Andreessen..

Cevap:

Dünyaca ünlü yatırımcı Marc Andreessen’ın günümüz yazılım dünyası ve çeşitli endüstriyel sektörlerin mevcuttaki durumunu incelediği makaleye göre; Silikon Vadisi yazılım şirketlerinin neredeyse tüm endüstrileri ele geçirmeye başladığı bir sürecin tam ortasındayız.

Bu durumu özetlemek için ise nokta atışı yapan pek çok örnekten bahsetmiş:

  • Dünyanın en büyük kitap satıcısı: Amazon (Borders’ın tükenmesine sebep olarak)
  • Dünyanın en büyük video film kiralama hizmeti: Netflix
  • Oyun dağıtıcısı: Zynga
  • Müzik şirketleri: Apple iTunesSpotifyPandora
  • Disney’in satın almak zorunda kaldığı, aslında bir yazılım firması olan Pixar
  • Dünyanın en büyük doğrudan pazarlama platformu olarak Google, Groupon, Living Social…
  • En hızlı büyüyen Telekom şirketi Skype
  • En hızlı büyüyen İnsan kaynakları şirketi LinkedIn

Andreessen’e göre gün geçtikçe, daha fazla ve daha fazla temel iş ve endüstri kollarının (sinemadan tarıma, tarımdan milli savunma endüstrisine) yazılım sektörünü kullandıklarını veya bu sektöre geçiş yaptıklarını görmekteyiz. Bu endüstriler bir bir endüstriyel servis vermeye başladılar ve bu sistem bu şekilde gelecekte de devam edecektir. Bu durumun belki de en dramatik öreği ise Borders’ın giderek yok olmasına neden olan dünyanın en büyük kitap satıcısı Amazon olabilir. Software kullanma konusunda gelişme beklenen sektörleri kişisel bakım ve eğitim olarak gören Andreessen’e göre ayrıca dünyada ancak somut ve maddesel şekilde kullanılan yakıt ve gaz sektörlerinin bile yazılım devriminden nasibini alacaktır.

Peki neydi tüm bu yazılım firmalarını geleneksel endüstri firmalarını sollayarak yerlerini almalarının arkasında yatan temel makro gelişmeler?

Eski ekonomik sistemin yerine para harcanacak yeni platformlar yaratma çabası içinde ortaya çıkan tekno-girişimciler kuşkusuz ki bu yazılım devriminde en büyük pay sahipleridir. Bu şekilde sektöre adım atmış ve başarılı olmuş şirket sahiplerini gördükçe kendilerine güveni artan yazılımcılar, bir bir “Silikon Vadisi stili start-up”a imza atmaya başlamışlardır.

Bu yazılımcıları ve girişimlerini destekleyen üniversite iş birlikleri, kuluçka merkezleri, yazılım projesi yarışmaları gibi olgular da kuşkusuz sisteme destek olan unsurlardandır. Yenilik arayan öz sermaye kaynaklarının desteklerini gören yeni girişimciler bu desteklerden yola çıkarak ve mevcuttaki sistemleri inceleyip örnek alarak yeni projelerin ortaya çıkmasında büyük katkı sağlamışlardır.

Ayrıca, Andreessen’e göre US’deki eğitim ve beceri konusunda geride kalmış kişiler sanayi devriminde ilerleme kaydetmeye çalışan şirketlerdeki istihdam arayışından faydalanmışlardır. Aslında bu durum da mevcutta klasik endüstrilerde çalışan standart işçiler için tehdit oluşturmaktadır çünkü onlar geleceğe yön veren yeni trend yerine klasik sistemde durmaktadır ve bu da ileride işsizlik konusunda ciddi problemlere yol açabilir.

Yazılımcıya, daha doğrusu düşük maliyetlerle yazılım yaptırmak için gereken insan kaynaklarına giderek ulaşma imkanı daha kolay olmuştur. Yazılımcı bulmak için günümüzde pek çok websitesi bulunmaktadır ve bu siteler aracılığı ile uzak ülkelerden pek çok çalışan kişi bulunabilmekte ve düşük ücret teklifleri ile belirli projeler yaptırma imkanı doğmuştur. Bu da start-up’ların gelişmesinde önemli rol oynamaktadır.

Özetle, yeni sanayiler artık günümüzde yeni altyapı ve yeni insan kaynağını eğitmeye gerek kalmadan eskiye göre çok daha kolay ve düşük maliyetle oluşmaya başlamıştır. Bu da sektörü bu yönde ilerleten en büyük gelişmelerden birisi olmuştur çünkü start-up projelerin maliyetinin azalması pek çok yeni girişimcinin de sahaya girmesini sağlamıştır. Hatta, Google ile start-up’larımızı artık click başına ücret ödeyerek çok kolay bir şekilde kendimiz bile yapabildiğimiz için projelerin halka duyurulması da basitleşmiş ve yayılım böylece kat ve kat artmıştır.