Posts Tagged: Didem Coşkun

“Dishes”

Nihayet o 150 senelik gelenek bozulmuş, ve “makinem kireç tuttu” diye ağlayan teyzeler son bulmuş.. Teşekkürler Finish.

Wieden+Kennedy (W+K) Londraajansı, yeni müşterisi Reckitt Benckiser ile birlikte deterjan kategorisini yeniden tanımlama çabasına girmiş gibi duruyor, üstelik ilk projeleri de baya iyi!

Ajansın Finish için yayınladığı kampanya ile ev deterjanları kategorisini, bulaşıkların herkesin hayatlarındaki rolünü merkeze yerleştirerek yeniden konumlandırmayı amaçladığı belli. Hepimizin yakından şahit olduğu gibi promosyonlar ve fonksiyonlara odaklanan mesajlar tarafından ele geçirilmiş olan bu kategoride orjinalliklerinden, ince düşüncelerinden ve başarılı çekimlerinden ötürü kendilerine koca bi alkış :)

Gerçek hayatlardan ilham alan hikayeler üzerine kurulan reklam filmlerinden 2sini aşağıda izleyebilirsiniz. Favorim; 1. olan :) “dishes”

Carousel Ads!

Bilenler bilir, oldum olası instagramcıyımdır :) “instagramcı”, ne demekse.. Kişisel hayatımda instagramcı olmakla birlikte dijitale gönül veren pek çok meslektaşım gibi iş reklam modeli konusuna gelince maalesef, “ı-ıh” diyordum. Ta ki instagram geçen hafta markalar ve reklamverenler için geliştirdiği yeni reklam modeli Carousel Ads’i duyurana kadar. Yeni özellik, daha akıcı hikayeler için geliştirilmiş ve bu sayede artık markalar paylaşım yaparken birden fazla görsele yer verebiliyor olacaklar. Kullanıcılara düşen görev ise ekranı sola sürüklemek. Böylece marka ya da ürün hakkında daha çok bilgiye sahip olacaklar ve markanın paylaştığı ilgili diğer görsellere de bakabilecekler.

Ayrıca, reklamverenler görsellerin yanısıra, “Learn More” butonuyla kendi websitelerinin linkini de kullanıcılara gönderebilecekler. Instagram, konuyla ilgili olarak reklamların önümüzdeki haftalarda gösterileceğini duyurdu.

Kaynak: http://mashable.com/2015/03/04/instagram-carousel-ads/

Shutterstock 2015’in yaratıcı trendlerini açıkladı!

Shutterstock’un video, müzik ve 47 milyon görselden oluşturduğu yıllık infografiği 2015‘in yükselen trendlerini ortaya koyuyor. 

Tasarım, fotoğraf, video ve daha birçok içerikte yükselişte olan 3 ana trend; bulanık arka plan, çizgisel ve özgün perspektifler. Bu trendler; en çok, “Blur”, “line icon” ve “top view” keyword’leriyle aratılıyor. Brezilya’dan Kuzey Kore’ye, 12 ülkedeki görsel trendler ise harita üzerinde gösteriliyor. Buna gore; Amerika’da halen teknolojide “selfie”, “emoji” ve “internet of things” trendleri devam ediyor.

Shutterstock trends 2015

Shutterstock trends 2015

Bu yıl dünyayı saran 5 tasarım trend’i ise “double exposure”, “hipster”, “low poly”, “long shadow” ve “zentangle” olarak gösteriliyor. Yükselen video trendlerini; “timelapse”, “fashion”, “aerial”, “slow motion” ve “animation” stilleri oluştururken, alışılmadık müzikler, iyimser, neşeli, dingin ve dinamik modlar da en top müzik trendlerinde.

Ve son olarak sosyal trendlere bakıldığında, Twitter verilerine göre; fotoğraf ve video içeren postların daha çok retweet edildiği ortaya çıkıyor.

Kaynak: http://www.shutterstock.com/trends

#hello from Moscow

moscow – june’15

 

didem coşkun moskova moscow dedunaber

hello from moscow – dedunaber

çok sevdim seni “Paği”

paris – may’15

 

didem Coşkun paris mayıs 2015 dedunaber

Paris – Summer’15

Selfie’yi unutun, it’s DRONIE time

Selfie, so 2014.

Siz de benim gibi sağ kol havada, kolun bir kısmı kadrajda, bir kısmı yok, statik ve bu kadar popülerleşince iyice bi anlamsızlaşan selfielerden artık sıkılmadınız mı? Açıkcası bana tam baygınlık gelmişken dronie hayatıma yeniden anlam kattı! (mübalağa rulez)

Artık yeni trend, telefonundan çektiğin foto değil, drone’undan çektiğin foto dostum. İş veya eğitim gibi amaçlarla kullanılan drone’lar bu sefer narsizm sevgimize kurban gitmişe benziyor..Teknoloji ucuzlayıp ulaşılabilir olmaya devam ettikçe drone’ları hayatımızda çok daha fazla görebileceğiz gibi.. Daha önce dronelarla çekilmiş en güzel şehir fotoğraflarını paylaşmıştım. Vimeo da sırf drone görüntülerine özel bir kanal oluşturmuş durumda.
Twitter da Cannes lions festivalinden görüntüler gösteren vine videolarından oluşan Drone hesabıyla aksiyona geçmiş. Cannes’dan da bu beklenirdi zaten :)
Drone’lara olan aşkımı bu kadar anlattıktan sonra, bonus videoyla yazıyı tamamlıyorum. Giyilebilir DRONE!!!

Bu arada, kaç para ya bu dronelar derseniz, işte 2 3 fiyat alternatifi: yenileri 499$+’dan başlıyor, 2. eller ise 200$ civarında..

Bu da hangi dronela olaya başlayacağını bilemeyenler için gayet sevimli bir site

Bol dronie’ler günler ve bol gülücüklü fotolar dilerim :)

Toyota, beni gerçekten kıs kıs güldüren reklamın için teşekkürler :)

Sunrooflu araç tanıtımı yapmak sanki zaten aslında baya bir eğlencelik malzeme barındırıyor arkasında değil mi? Yine de bu kadar başarılı olmasını beklemiyordum. Tebrikler Toyota! (ve tabi ki yaratıcı ajansa daha da bi çok tebrikler :))

Gelelim hikayeye.. Toyota, sunrooflu yeni model çıkarır: Aygo. İsim zaten muhteşem :) Modelinin tanıtımı için de Madrid, Milano ve Brüksel’den 3 ünlü hava durumu sunucusuyla anlaşır. Onlarla bir iddiaya girer ve 1 ay boyunca onların hava tahminleriyle senkronize edilmiş Toyota Aygo’yu kullanmalarını ister. “Challenge accepted” diyen havacılarımıza birer adet yazlık ve kışlık kıyafet verilir, sonra da kendi hava tahminlerine göre giyinmeleri istenir. Sunucular, Aygo’ya bindiklerinde sunroof da kendi tahminlerine göre açılıp kapanır. Bu nedenle de, karlı havada şortla, güneşli havada da montla aracı kullanmak zorunda kalan sunucuların bu halleri intikam duygusu ile birleşince kıs kıs güldürüyor :) Ne de olsa hemen hemen hepimiz okula ya da işe giderken güneşli diye tahmin edilen havalarda az yağmurlara dolulara tutulmadık :)

Rather be, really…

zaten çok güzel bi şarkısın da, bi de nasıl bi tatlılıkla söylendiysen artık böyle, dinlemelere de izlemelere de doyamamak..

Bir marka hikayesi – amazon.com

amazon.com Başarı Hikayesi

Amazon.com, yola online kitap evi olarak çıkmıştı. Bezos bu büyük online kitap evi düşüncesinde Alfabetik sıralama da “A” Harfinden bir şirket ismi olması gerektiğini düşündü. Amazon.com, ”egzotik ve farklı” olan bir yerdi ve ona uygun bir isim olmalıydı. Ve sözlük de aramaya başladı. Ve o ismi buldu; “Amazon”.

Amazon Dünyanın en büyük nehriydi. Bezos’un şirketide Amazon nehir gibi, kendi alanında dünyanın en büyüğü olacaktı. Ve oldu da. 2000 yılından bu yana, Amazon’un logosu A dan Z ye giden bir ok, müşteri memnuniyetini (bir gülümseme oluşturur gibi) temsil ediyor. Bugün Amazon.com’ da Bezos’un Hedeflediği gibi A dan Z ye, DVD, müzik CDsi, bilgisayar yazılımı, bilgisayar oyunu, elektronik eşya, aksesuar, mobilya gibi farkı türden mallar satılmaktadır.

amazon.com logo

amazon

Bugün dünyanın en büyük online perakende şirketlerinin başında yer alan Amazon‘un ilk isminin aslında “Cadabra” olduğunu ve bu kelimenin “kadavra” sözcüğünü çağrıştırdığının fark edilmesinin ardından apar topar değiştirildiğini biliyor muydunuz?

Her şey 1994 yazında Jeff Bezos’un New York’taki finansal hizmetler firması D.E Shaw’daki başkan yardımcılığı görevinden ayrılma kararı almasıyla başlıyor. O günlerde gayet iyi bir gelire sahip olan ve New York gibi bir metropolde kendisinin ve ailesinin hayatını idame ettirebilecek ekonomik gücü elinde tutan Bezos; inandığı bir ideal uğruna sahip olduğu her şeyi bir kenara itip eşiyle birlikte Seattle’a yerleşme kararı aldı. Bir süredir zihninde filizlenmeye başlayan internetten satış yapma fikri, Bezos’u bir türlü rahat bırakmıyordu. Büyük bir risk aldığının kendisi de farkındaydı ama bu iş öyle veya böyle olacaktı. [1],[2]

Kafasındaki büyük hayaller eşliğinde küçük bir adımla başlayan Seattle macerası, ufak ama şirin bir evin garajında iyice alevlenmeye başlamıştı bile. Bugün dijital dünyayı yöneten pek çok Silikon Vadisi şirketinde olduğu gibi Amazon‘un da temellerinin yalnızca iki aracın sığabildiği bir garajda atılması evrenin verdiği anlamlı mesajlardan biri olabilirdi ancak. Kendisi de bir kitap kurdu olan ve diğer insanların kitaplara olan ilgisinden ilham alan Bezos; yeni kuracağı sitede kitap satmaya karar verdi. Garajda bu işi geliştirirken, sürece yardımcı olacak paketleme ve kargolama yapan birkaç kişiyi de kadrosuna kattıktan sonra şirket 16 Temmuz 1995 tarihinde iş dünyasına resmen adımını atmış oldu. [1],[2]

Şirketin adı ilk ”Cadabra” olarak düşünülmüştü

Tüm buraya kadar tipik bir girişimcilik öyküsü dinledik. Peki bugün milyonların dilinde olan bu internet sitesinin adı nereden geliyor? İlk başlarda “Cadabra” olarak düşünülen online perakende devinin isminden, insanlara “kadavra” kelimesini çağrıştırabileceği için vazgeçildi. Sonraları Amazon Nehri’ne ve onun heybetine gönderme yapılarak Amazon isminde karar kılan Bezos, bu şekilde online dünyanın kaderini değiştirecek oluşumunun temellerini atmış oldu. [1],[2]

Şirket tarihi tıpkı isminin hikayesinde olduğu gibi oldukça ilgi çekici detay ve örneklerle dolu. Bugün günde onbinlerce siparişin yapıldığı Amazon.com’a ilk zamanlarında günde sadece yarım düzine kadar sipariş geliyordu. Gelen her siparişin büyük bir heyecanla karşılandığı Amazon garajında, yazılımcı bir çalışan her sipariş geldiğinde uyarıcı zil çalan bir sistem geliştirmişti. Tabi önceleri günde birkaç kere çalan bu zilin, şirket büyüyüp siparişler artmaya başlayınca sinir bozucu bir hal almaya başladığını tahmin etmek zor olmasa gerek. [1],[2]

Amazon’un lansmanı yapılırken aslında bizim de yakından tanıdığımız “kervan yolda düzülür” felsefesiyle yola çıkıldığını belirtmekte yarar var. Yani piyasaya sürüldüğünde tamamen hazır olmayan sistem, bu şekilde bire bir kullanıcılardan gelen talepler doğrultusunda eksiklerini giderebilecekti. İlk Amazon ekibi siparişlere yetişemiyordu. [1],[2]
Öyle veya böyle lansmanı yapılan Amazon; ilk haftanın sonunda 12 bin dolarlık sipariş almayı başarabilmişti. Bir sonraki hafta bu rakamı 15 bin dolar seviyelerine çıkaran ancak yeterince büyük olmayan ekibin, bu rakamın ancak yarısını kargolamaya gücü yetiyordu. Bu krizi çözmek adına ilk haftalarda şirkette çalışan herkes gece 2-3′e kadar mesai yapıp, sipariş edilen ürünleri paketleyip, kargoya vermekle ilgileniyorlardı. Bu yoğun çalışmanın ve verilen emeğin akabinde Amazon’un başarıya ulaşacağı belli olduktan sonra garajın kendilerine yetmeyeceğini idrak eden Jeff Bezos; içerisinde müşteri hizmetleri, kargolama ve paketleme departmanlarının da olduğu yeni bir ofise taşınma kararı aldı. Lansmanın yalnızca birkaç ay sonrasında Amazon, Amerika’nın elli eyaletine ve dünya çapında kırk beş ülkeye sipariş gönderen bir şirket haline gelmişti bile. [1],[2]

Kuruluşundan iki yıl sonra halka açılma kararı alan şirket; bir milyon müşteriye ulaşan ilk online perakendeci ünvanını da almış oldu. Halka arzının ardından başarıların adeta domino taşı gibi birbirini izlediği Amazon; bir yıl sonra online müzik ve video işine de el atma kararı aldı. Aynı yıl sitenin İngiltere ve Almanya versiyonları da kitap satışlarına başladı. Milenyumdan yalnızca bir sene önce oyuncak, elektronik ürünler ve donanım da satmaya başlayan Jeff Bezos; aynı yıl Time dergisi tarafından “Yılın Adamı” sıfatına layık görülme onuruna erişti. İlk net karını 2001′in son çeyreğinde ilan eden şirket, böylece sürekli büyüme trendine de girmiş oldu. [1],[2]
Doksanlı yılların azimli girişimcisi Jeff Bezos, küçük bir evin garajında başladığı macerasına bugün dünyanın en büyük online perakende şirketinin başında bir imparatorluğu yöneterek devam ediyor. [1],[2]

Amazon Kronolojisi:

1994: Jeff Bezos Amazon’u resmen şirketleştirdi
1995: Amazon, sipariş edilen ilk kitabın gönderimini gerçekleştirdi
1999: Jeff Bezos Time dergisinde “Yılın Adamı” ödülüne layık görüldü
2000: Amazon.fr (Fransa) ve Amazon.co.jp (Japonya) kitap satışlarına başladı
2003: Kullanıcılarının kitapları incelemelerine imkan tanıyan “Search Inside the Book™” hizmeti tanıtıldı.
2007: Amazon, ilk Kindle e-kitap okuyucusunu piyasaya sürdü
2011: Kindle’ların sonuncusu Kindle Fire’ın duyurusu yapıldı.[1],[2]

Amazon.com ve başarısı konusunda yapılan analizler incelendiğinde bu başarının ardındaki belli başlı şu etkenler ön plana çıkıyor:

  • Kitabın internet üzerinden satışının kolay yapılması. Çünkü insanlar diğer ürünlerin aksine kitaba dokunma ihtiyacı hissetmiyor. Bu anlamda doğru ürünü pazarlama stratejisi, Internet’ten kolaylıkla kitap satabilmeyi mümkün kılıyor.
  • Web sitesinden kitap satan bir web sitesi,herhangi bir kitapevinden çok daha fazla (hatta milyonlarca) kitabı sunabiliyor. -kısaca envanter çeşitliliği diyebiliriz- Ayrıca kitap satın almada son derece önemli olan, eleştiri, yazar tanıtımı, benzer kategorideki kitapları bir iki tuşla bulabilme kolaylığı gibi kitap satın alma konusunda müşterinin aradığı parametreleri bulma açısından büyük avantaj sağlıyor.
  • Eve teslimin rahatlığı.
  • Web sitesi içeriğinin müşteri beklentilerine uygun şekillenmesi, dinamik tasarım, müşteriyle bağın sıkı tutulup interaktif pazarlama stratejisi izlenmesi. Kişisel ilişki düzeyinde pazarlama stratejisi. Yani bu tür interaktif pazarlamanın, müşteriyi sağmal bir inek gibi görme yanlışına yol açmadan, müşterinin gelecekteki alışverişlerine yön verebilmesi, birebir olarak müşteri istek ve ihtiyaçlarına yönelik olması. [3]

KAYNAKLAR:

[1]http://eticaretmag.com/amazonun-tarihindeki-ilginc-mihenk-taslari/
[2]http://online.wsj.com/news/articles/SB10001424052970203914304576627102996831200?mg=reno64wsj&url=http%3A%2F%2Fonline.wsj.com%2Farticle%2FSB10001424052970203914304576627102996831200.html
[3]http://www.ka.net.tr/Makale.asp?MakaleId=58

Dijital pazarlamanın 10 Altın Kuralı “by Didem Coşkun :)”

” Philip Kotler, Pazarlama 3.0’ı yazarken olmazsa olmaz 10 maddelik bir liste yapmış. Sizden beklentim, kişisel görüş ve deneyiminize göre benzer bir 10 maddelik liste yapmanız; ama Dijital Pazarlama için. Dijital Pazarlama’ya yönelik 10 altın kuralınız ne olabilir, bunu yazacaksınız.” dedi hocamız.. Ben de yazdım :) keyifli okumalar :)

 Önce pazarlamanın 10 altın kuralı:

  1. Müşterini sev, rakibini say
  2. Değişime duyarlı, dönüşüme hazır ol
  3. Markanı koru, kim olduğun hakkında net ol
  4. Müşteriler farklı farklıdır
  5. Daima uygun fiyata iyi bir hizmet paketi sun
  6. Daima ulaşılabilecek yerde ol
  7. Müşteri kazan, onları koru, büyüt
  8. Yaptığın iş ‘hizmet’ ile ilgilidir
  9. İş süreçlerini her zaman geliştir
  10. Bilgi topla ama karar verirken aklını kullan

 

DİJİTAL PAZARLAMA’DA 10 ALTIN KURAL

Dijital pazarlama; TV, radyo, dergi gibi geleneksel pazarlama mecralarından uzak yöntemlerle markanızı ve/veya firmanızı desteklemek ve tanıtmak amacıyla;  internet, mobil ve diğer interaktif platformları, diğer bir deyişle tüm dijital platformları kullanmaktır.

Dijital pazarlamada “benim” 10 altın kuralım

1.     Önce dijital kurum kimliği oluşturmalısınız
Kurum kimliğinin dijital platformlarda istikrar sağlaması, markalaşma sürecinin önemli unsurlarından biridir. Dijital kurum kimliği oluşturma süreci kapsamında; içerik sağlama, arama motoru optimizasyonu, mobil uyumluluk, sosyal medya iletişimi, zengin medya, e-ticaret, e-mail pazarlama ve etkileşimleri, dikkatlice değerlendirilmesi gereken unsurlardandır.

2.   Geleneksel pazarlama kuralları dijitale aktarmalısınız, ama asla aynen uygulayamazsınız!

Pazarlama, günümüzde geleneksel ve dijital olarak ikiye ayrılmış durumdadır. Genel olan kanı, pazarlama tekniklerinin günümüzde internet olmadan düşünülmesinin olanaksız olduğu yönündedir. Artık hedef kitle ile marka birbirine daha da bağlı olduğu gerçeğini gözden kaçırmamak gerekiyor.

Günümüzde internet; geleneksel mecrayı, alt kategorileri haline getirmektedir. Offline, Online’nın uzantısı olmuştur. Bunun sebebi de her yeni mecranın bir sonrakini değişime zorlamasıdır.

marka ve kitle

3.   Dijitalde ölçümleme esastır

Geleneksel pazarlama yöntemlerine her yıl milyonlarca harcama yapılırken pek çok pazarlamacı bu harcamaların dönüşlerini tam olarak ölçememekten şikayetçidirler. Dijital pazarlama ile gelen en büyük yenilik ve avantajlardan biri ise bu problemin artık ortadan kalkmasıdır. İnternette yayınladığımız bir bannerın artık kaç kez gösterildiğini, kaç tıklama aldığını, kaç kişinin ilgilenip ürünü sepete attığını ve hatta kaç kişinin ürünü satın aldığını görebildiğimiz bir dünyada, her şeyi ölçümleyebilmenin bize getirdiği en büyük fayda kuşkusuz ki pazarlama bütçesi optimizasyonu tam anlamıyla yapabilme imkanı sağlamasıdır.

4.   Yeni “tüketicilerin” vakti kısıtlı, sabrı az!

Gün içinde, bankamızın sitesine giriyor, aradığımız bir bilgiye ulaşmaya çalışıyor, almak istediğimiz ürünleri arıyor, ürün yorumları okuyor, uçak/otobüs bileti arıyor, yemek tarifi arıyor, trafiğe, hava durumuna bakıyor, yemek sipariş ediyor, haber okuyor ve daha birçok farklı amaçla onlarca, yüzlerce web sitesini ziyaret ediyoruz. Vaktimiz değerli, sabrımız sınırlı. Bir web sitesi hızlı açılmıyorsa, beklemiyoruz kapatıyoruz. Aradığımızı birkaç tıklamadan sonra bulamıyorsak cevabımızı başka bir websitesinde arıyoruz. İşte bu örnekte olduğu gibi, günümüz tüketicisinin vaktinin değerli olduğunu unutup ona uygun çözümlerimizi dijital platformlarda sunmazsak, potansiyel müşterimizi rakibimize kaptırmamız an meselesi olabilir.

5.    Trendleri çok iyi takip edeceksin.

Pazarlamanın hangi alanıyla uğraşırsanız uğraşın, trendleri tabi ki çok iyi takip etmekte yarar var, fakat iş dijital pazarlamaya geldiğinde bu konu artık bir “zorunluluk” haline geliyor. Özellikle teknolojinin hızlı gelişimi ve kullanıcıların içerik üretebiliyor olması, bizleri her an takipte olmak zorunda bırakıyor. Bir örnekle açıklarsak;

Slideshare’in eğitim ve e-öğrenme için oldukça kapsamlı bir alan yaratması hem akademisyenlerin hem de pazarlamacıların yararına olur. Bu da 2014 yılı içerisinde B2B pazarında Slideshare’in daha çok kullanılmasını sağlayacak. Benchmarking yoluyla, yeni uygulamaları gören işletmeler sektör liderlerini Slideshare’den takip edip örnek işler yaratabilir.

6.   İçerik kral olmayabilir. Belki de yeni kral usability’dir

Yıllarca gittiğimiz tüm seminerlerde dinledik “Content is the king”i.. Evet, doğruydu mutlaka. İçerik herşeydi, kraldı. Ama hala öyle mi dersek bence kesinlikle değil. İçeriğin önemini tartışmasız olmakla beraber günümüzde aynı veya benzer içerikleri sunan pek çok eş internet sitesi içerisinde sizce hangisini ilk tercihimiz olarak kullanıyoruz? İşte tam bu noktada devreye giriyor “kullanıcı dostu websitesi tasarımı”. İçeriğiniz ne kadar güçlü olursa olsun, tasarımınızı karmaşık ve kullanıcı dostu olmayan bir şekilde sunarsanız uzun vadeli bir iş sürecini sürdüremezsiniz ne yazık ki.

content

7.    Mobil cihazlardan bağımsız bir dijital pazarlama düşünülemez.

Mobil cihazların kullanımının artmasıyla beraber bu aygıtlar üzerinden dijital platformda gerçekleşecek  etkileşimlerin artmasını beklemek çok hayalci olmaz.  Chau’ya göre  Avustralya’lıların %26’sı akıllı telefonlarından alışveriş yapmış. Türkiye için de oranın gittikçe arttığını düşünebiliriz. 2014 mobilin yılı olacak gibi görünüyor.

8.   Omnichannel kavramını merkeze koymalıyız.

Dijital kanalların sayısının çoğalmasıyla birlikte markalar da pazarlama stratejilerini çok kanallı pazarlama üzerine kurmaya başladı. Çok kanallı pazarlamada dikkat edilmesi gereken konu ise her kanalda var olmak değil; her kanalda etkin olmak. Bu nedenle de firmaların yaptığı en büyük yanlışlardan biri olan ATL materyalleri dijitale aynen aktarmaktan kesinlikle sakınmalı,  bu kanalın gerekliliklerine göre materyallerimizi adapte edip kullanmalıyız.

Diğer bir bakış açısıyla; her seferinde farklı birçok mecrada ayrı pazarlama teknikleri uygulamak yerine tüketicinin nerede olduğunu belirleyerek birbirine entegre çözümler üretmek gerekir.

9.  Bloglar sosyal medya stratejinizin temelini oluşturmalı

Elbette Facebook, Twitter, YouTube ve Google+ da sosyal medya planınızda kullanacağınız araçlar, ancak tüm eforunuzu, içerik stratejinizi tamamen sizin kontrolünüzde olmayan bu kanallara harcamak mantıklı olmayacaktır.

blog pazarlama

Bu grafiğin iyi bir sosyal medya stratejisinin nasıl olması gerektiğini güzel anlattığına inanıyorum:

10.  Dijital demek sadece internet demek değil, internet of things demektir.

Pek çok kişinin zihninde dijital pazarlama denildiğinde online pazarlama, internet pazarlaması gibi kavramlar canlanmaktadır. Fakat aslında mobil pazarlama, IVR ile telemarketing, dijital panolar aracılığı ile yapılan interaktif pazarlama türlerini göz ardı eden kitlenin, gelecekteki en büyük kavramlardan biri olması planlanan “internet of things” kavramına kendisini ve firmasını alıştırmalı ve pek çok elektronik iletişim kanalını birbirine entegre ederek yeni pazarlama çözümleri üretmelidirler.